Kusursuz

Ne olursa olsun kullanmadıkca, görmedikce, tüketmedikce ws… unuturuz , hissizleşiriz , tepkilerimiz değişir… Bunlar hep genelleme tabiki neyi anlatmak istediğimi umarım anlatabilmişimdir. Yaşadığım yerden uzaklaşınca daha doğrusu çevrem değişince insanlardaki bencilliği megolomanlıkları daha iyi görüp seçebilmeye başladım. Tabi bu durumun şöyle faydası da oldu. Bencilliklerini samimi duygularla harmanlayıp istediklerini elde eden insanlar…

Beyaz yalanlarla dolu mutlu olduklarını sanan insan grupları…

Hiç renk vermeyen tamamen dost canlısı fakat içinde kendi çatısı altındakileri tutan savunan saklayan… Birçok olumsuz insan huylarını çok daha bariz şekilde yaşayıp tecrübe ettim ve etmeye devam ediyorum. Askerde görürsün derler fakat en hasını kalabalık şehirlerde geçim derdinin arttığı zamanın kıymetli olduğu yerlerde çok daha iyi anlaşılıyor. Yıllardır dostum dediğin kişiyi bile tanımadığını anlıyorsun.

Gün içinde aklıma gelenleri yazmaya çalışmak istiyorum. Tam niyetlenip notlarımı açtığımda mutlaka bir iş çıkıyor. Tamam aklımda tutarım diyorum ama uçup gidiyor aklımdan. Bazı olayların verdiği şaşkınlık sinir stres de etkili olduğu olmuyor değil tabiki.

Kimse kusursuz değildir. Bunu kabul eden ve söyleyen çok az kişiyi tanıyorum. Geriye kalan kişilerin ise egolarından bir çok insani duygusu körelmiş durumda.

Keşke ilaç firmaları bu insanların körelen duyguları için virüs yapıp yaysa gerekli olan tüm ülkelere.

Nişanlıma bazen çok şaşırıyordum. İnanılmaz yorgun bitkin geliyordu eve. Resmen uyuyarak yemek yiyor. Muhtemelen benim şehir değişikliği çevre değişikliğinden dolayı ilk başlarda fark etmediğim durum çalıştığın insanların seni yorması… Bu durumu şu sıralar çok daha iyi anlıyorum. Bencillikten faydanalıp kurulmuş şirketlerin tatlış yöneticileri ile personel algoritması inanılmaz uyumluluğunda şirketlerin yönetildiği…

Gene dağınık bir yazı oldu 🙂

Gülümsemeniz yüzünüzden eksik olmasın.

İstanbul

Taşı toprağı altın derler İstanbul için… Öyle çok insan bu topraktaki altin icin gelmis ki birazcik akilliysan altin kazanamasan da yeterli parayi kazana biliyorsun. Kazanir iken de bu kazanca gore giderin de artiyor. Ankaradaki durumu bilmem. Sadece askerlik zamanindan bilirim. Asker olarak hayatima devam etme sansim olsaydi evet ankara derdim.

Bu arada muzigimizi de verelim bir yandan calmaya baslasin 🙂

Doğma buyume izmirli oldugum icin istanbul is konsunda daha cazip gelmeye basladi. İs ile istanbula gelip gittikce istanbuldaki insanlari daha iyi tanimaya basladim. Herkes samimi herkes kanka herkes kankardes… Farklilik ise cikarlari kadar… Ürkmüs durumdayim resmen.

Mucadele eden erkek icin en buyuk endiselerden birisi gecim derdi diye dusunuyorum. Bunun yaninda evlilik cocuk es gibi durumlar da var ise iyice stres sahibi olabiliyor erkekler. Bu mucadelede hayatimiza aldigimiz yoldasimiz esimiz herseyimizin biz erkekleri ayakta tutmak icin girdigi stresler de ayri bir durum. Anne olmak hic kolay degil…

Erkekler icin askerlik kesinlikle yapilmasi gereken bir durum olmasini simdi daha da iyi anliyorum. O zaman ki olabilecek tum T.C. Vatandaslarinin turlu turlu huyunu suyunu ogrenmis gormus yasamis oluyorsun. Evet 20li yaslarda bu durumlar pek de ilgilendirmese de az da olsa gelecek zaman icin insanlari tanimaya yardimci oldugu kesin. 

En son istanbula gelmemde daha da iyi anladim ki ihtiyacim varsa degil ihtiyaci var ise pat diye sorusunu sorup maddi manevi istegini belirtmesi, diger zamanlarda ise havadan sudan seylerle vakti gecirmeye calismalari ciddi sekilde canimi sikti. O anda hayatin hangi kulvarinda nasil bir mucadele verildigini anlamadan 40 yillik arkadasin olsa da kendini dusunup destek olacagi yerde kendisi icin birseyler istemesi… 

Herkes kendine gore hakli… 

Herkesin dogrusu kendisi icin… 

Peki anlayisimiza ne oldu ? Hosgoruye ne oldu ? Insanliginiza ne oldu ?

Tesekkur ederim size…

Geç verilen kararlar…

Yaş otuzbeş yolun yarısı…

Bu yaşıma kadar hiç bir şey yapmamış olmak ne kötü…

Yazsam sayfalar da anlatsam ne fayda ?

Kime kimi anlatmış olacağım ?

Huzur ? Maddiyat ? Sevgi ? Aşk ?

Bir çok şey bu kadar basit iken hiçbir karar alıp devam ettirmemek küçük küçük isyanlarda bulunduruyor. Hele ki iki insanın anlaşabilmesi konusunda…

Pireyi deve yapmak, deveyi pire görmek boşa demiyorlar insan evladı çiğ süt içmiştir diye. En basitin den beş parmağımızı beşi de bir birine eşit değil.

Aklımdakileri yazamıyorum. Sebepsizce bir şey dur diyor…

Hadi iyi bakın kendinize…

Bir köşeye sıkışınca

Nerdeyse tüm gün rahatca yazabilecek iken saçma sapan bir yerde, köşeye çekilmiş telefonda kendimle konuşuyorum tekrardan…
Yaşananlar eskisi kadar yormuyor. İnsanların para için yaptığı dansözlük, söyledikleri bahaneler ws… yazık size inanlara ki bunların bir kısmı da işveren… Tabiki maddi olarak herşey bir yere. Anlık duyguların yaşattığı, kendi egolarını tatmin edenlerin oyununa kanmak, kendi boşluğumu doldurmak o kadar çok şey birikiyorki yeri geliyor herşeyi boşverip yeni bir yere kimselerin tanımadığı bir şehirde yaşamaya başlamak… Okumaya devam et Bir köşeye sıkışınca

Bir Kamp Etkinliği

Aslında bu şekilde herkesin okuya bildiği, görebildiği yerde bir şeyler paylaşmak ne kadar zormuş. Zamane koşullarının teknolojiyi yutması da ayrı bir durum. Piyasanın hareketsiz olması diye söylense de paranın tamamen sanal olarak piyasada dolaşmasından dolayı bir çok kişi işlerini çeviremez durumda. Çok garip bir durum tabi :/ Ekonomist olan kişiler bunu çok daha iyi yorumlayacaktır.

Sürekli birşeyler yazdığımda bilgisayarıma , telefonuma , evdeki sanal sunucuma kaydettiğim her cihaz bir şekilde bozuldu. Bilgisayarımın ekranı tamamen karardı. Cep telefonumun hafızası sıfırlandı. Evdeki sunucumun 6 TB lik diski bozuldu. Resmen bahtsız bedevi modunda bir sürece girmiş gibi hissediyorum.  Okumaya devam et Bir Kamp Etkinliği